İçeriğe geç
Tasarım taslağı – içerikler temsilîdir. Kişi adları, kurumlar, sayılar ve fiyatlar örnektir. Ayrıntı
Ara
11 Ekim 2026, Pazar Araştırma Radarı: bu hafta 6 yeni çalışma

Kitaplar

Yayınevi Seçkisi ile Yazar Mağazası

Mağaza modellerinin karşılaştırması
Yayınevi SeçkisiYazar Mağazası
Hangi kitaplarBizim seçtiğimiz, bizim markamızla çıkan kitaplarOnaylı yazarların kendi yüklediği kitaplar
Biz ne yaparızEditörlük, kapak, ISBN, tanıtım, başka mağazalara dağıtımHukuki kontrol, intihal taraması, satış altyapısı
Yazarın payı%40-50%70 Amazon ve Apple ile aynı seviye

Kurucu yazarlara ilk yıl %80 · oranlar öneridir

Satış biçimleri

  • Tek tek satış: EPUB ve PDF olarak indirme
  • Üyelere indirim ya da ayda bir kitap
  • Katalog 100 kitabı geçince abonelik
  • Ön sipariş; kitap ve video ders paketleri
  • Stüdyoda kaydedilen sesli kitap

Koruma ve teslim

  • Siparişe özel filigran: dosyaya ad değil, sipariş kodu gömülür
  • Anında teslim; cayma hakkı istisnası ön bilgilendirmede yazılı
  • Her satışa e-arşiv fatura, yazara aylık telif raporu

Üyelere %20 indirim üyelik başladığında geçerli olacaktır; şu an taslaktır.

İÇERİKTEN KİTABA
  • Makale dizisi → kitap
  • Söyleşi dizisi → kitap
  • Araştırma → e-rapor

Türkiye'de e-kitap pazarı basılı kitaba göre küçük: e-kitap, medyanın topladığı okuru gelire çeviren bir araç olarak düşünülüyor. Büyüme alanı sesli kitap ile kitap ve video paketleri.

Ön sipariş (taslak)

Taslak: ödeme altyapısı yok. Bu düğme gerçek bir satın alma başlatmaz; bilgileriniz hiçbir yere gönderilmez.

Su Hakları ve Tarım — 129 ₺ (Üyelere 103 ₺)

İlk bölüm: Su Hakları ve Tarım

Birinci bölüm: Su mülkiyeti kavramları

'Sıra sende değil,' dedi komşu, feneri kanal başına indirdi. 'Bizim sulama gecesi çarşamba.' Öteki başını salladı: 'Kooperatif öyle yazmış, ama geçen hafta vanayı erken açtılar.' İkisi de suyu ölçmüyordu; gözle, kulakla, mahalle hafızasıyla ölçüyordu. Biz bu diyalog parçasını açılışa aldık, çünkü su mülkiyeti çoğu zaman gece yarısı konuşulan bir cümleyle başlar.

Hukuki metinler suyu kaynak, pay ve kullanım hakkı diye ayırır; tarlada ise aynı sular birbirine karışır. Mülkiyet kavramı, sulama sırası ve kırsal hane ekonomisi aynı masada oturmadığında anlaşmazlık büyür. Kooperatif kararı bir yanda, aile içi anlaşma öte yanda yürür; ikisi çakıştığında kanal kenarında ses yükselir.

Su payı bazen nakitten daha değerli bir değişim aracı olarak konuşulur. Kimi aile fazla hakkını komşuya devreder, kimi borçla taşır. Bu pratik, resmi kayıtlarda her zaman görünmez. İklim stresi sulama sezonunu kısalttığında aynı cümleler daha sert duyulur; paylaşım kelimesi mülkiyet kelimesiyle çarpışır.

Hukuki çerçeve bu gerilimi yalnızca madde metniyle çözemez; sahadaki sıra anlatısını da okumalıdır. Teknik rapor kanal debisini yazarken, nöbet değişimindeki sessizlik bazen daha çok şey söyler. Su mülkiyeti kavramlarını tanımlarken bu iki dili yan yana tutuyoruz.

Sabaha doğru su yine aktı; tartışma bitmiş gibi görünüyordu, fakat deftere yazılmayan anlaşma ertesi hafta yeniden açılacaktı. Kırsal hane ekonomisinde su payı, aile içi dayanışma ile birlikte hesaplanır; bu hesap kooperatif defterine her zaman aynen geçmez. İklim stresi sulama sezonunu kısalttığında aynı sıra kavgası daha sık duyulur.

İlk bölüm, kooperatif toplantısının tutanaklarına geçmeden önce kanal başındaki bu geceyi kayda geçirir; hukuki çerçeve henüz tek tek açılmadı.

Taslak: örnek metindir.

Satın al (taslak)

Taslak: ödeme altyapısı yok. Bu düğme gerçek bir satın alma başlatmaz; bilgileriniz hiçbir yere gönderilmez.

Vakıf ve Şehir — 189 ₺ (Üyelere 151 ₺)

İlk bölüm: Vakıf ve Şehir

Birinci bölüm: Kamusal hizmet ve vakıf

Sabahın ilk ışığı çeşme havuzuna vurduğunda sıra zaten oluşmuştu. Kadınlar testiyi doldurup götürürken çocuklar kemerin altından suyun sesini dinliyordu; kimsenin ağzında vakıf kelimesi geçmiyordu. Oysa havuzun temizliği, borunun onarımı ve bekçinin ücreti bir gelir kaydına bağlıydı. Biz bu sahneyi girişin başlangıç noktası olarak seçtik, çünkü kamusal hizmet çoğu zaman görünmez bir mali örgü üzerinde ayakta durur.

Osmanlı kentinde su, yemek ve öğrenme aynı şehir ritminin parçalarıdır; vakıf ise bu ritmi finanse eden düzenin adıdır. Bağış, kira, gümrük payı ve miras gelirleri birbirine karışır; hangi kaynağın hangi hizmeti beslediği her zaman tek satırlık bir hesapta okunmaz. Arşivde açılan bir defterde bazen yalnızca bir çeşmenin badana masrafı görürüz; o satır, bütün bir mahallenin günlük su ihtiyacına giden yolu gösterir.

Vakıf senedi okurken metnin kuru dili bizi yanıltabilir. Mülk tanımı, gelir tahsisi ve denetim şartları bir arada durur; okur bu cümleleri güncel belediye bütçesinden koparmadan okumalıdır. Hesap verebilirlik o dönemde de soruluyordu: gelir nereye aktarıldı, hangi hizmet durdu, kim sordu? Bu sorular bugünkü tartışmalarla aynı omurgayı taşır.

İmarette dağıtılan yemek, mektebin kapısı ve çeşmedeki su aynı gelir ağına bağlanabilir. Kent sakini bunların hepsini doğal bir hizmet zanneder; tarihçi ise aradaki mali dikişi arar. Giriş bölümünün amacı bu dikişi görmeyi kolaylaştırmaktır: kamusal hizmet ile vakıf arasındaki çizgi ince ama süreklidir.

Denetim defterinin bir sayfasında eksik bir imza, bazen bir hizmetin günlerce aksamasına yol açmıştır. Kayıt tutulmayan gelir, kaydı tutulmayan ihtiyaç doğurur; bu basit gözlem Osmanlı kent deneyiminde sık yinelenir. Henüz sınıflandırma tablolarına geçmedik, yalnızca kalabalığın arkasındaki gelir mantığının nefesini dinledik.

Taslak: örnek metindir.

Satın al (taslak)

Taslak: ödeme altyapısı yok. Bu düğme gerçek bir satın alma başlatmaz; bilgileriniz hiçbir yere gönderilmez.

Kuraklık Çağı — 169 ₺ (Üyelere 135 ₺)

İlk bölüm: Kuraklık Çağı

Birinci bölüm: Su döngüsü ve tarım

Kanal kenarında yürürken ayakkabının altındaki toprak bir gün gevşek, ertesi gün taş gibidir; biz bu farkı önce gökyüzünde aramayı öğrendik, sonra yerde. Tarla ile bulut arasındaki mesafe haritada ince bir çizgi gibi görünür; sahadaki adımlar o çizgiyi kalınlaştırır. Kuraklık çağının açılışında su döngüsünü tarımdan koparmadan okumak zorundayız, çünkü verim yalnızca yağış tablosunda yazmaz.

Su buharlaşır, yoğunlaşır, yağar ve toprağa sızar; tarım bu zincirin son halkasında değil, ortasında durur. Sulama kararı verildiğinde kanalın taşıdığı miktar, toprakta tutulan nem ve bitkinin o günkü ihtiyacı aynı anda konuşulur. Komşunun vanayı ne zaman açtığı, bazen resmi takvimden daha belirleyici olur. Göstergeler uzaktan okur; çatlak toprak ise yakından anlatır.

Bir sezon boyunca aynı parseli izlediğimizde yağışın gecikmesi hemen verime yansımaz. Toprak bir süre eski nemini taşır, sonra sessizce incelir. Çiftçinin hasat öncesi bekleyişi bu gizli sürecin dilidir. Politika metinleri çoğu zaman yağış eksikliğini tek cümleyle özetler; saha ise birkaç haftalık gecikmeyi tek tek anlatır.

Sulama altyapısı bu bölümde henüz teknik şemaya dönüşmedi; önce suyun tarlaya ulaşma hakkını ve zamanını düşünüyoruz. Kanal bakımı yapılmadığında su yolu değişir, verim kaybı haritada görünmez. Kuraklık göstergelerini tanımadan önce döngünün günlük dilini duymak gerekir.

Rüzgârın toprak yüzeyini kuruttuğu öğleden sonra, akşamüstü çiy düşse bile avuçtaki kum taneleri birbirine tutunmaz. Bu küçük ayrıntı, uzaktan okunan bir endeksin neden yetersiz kaldığını hatırlatır. İlk bölümü burada bırakıyoruz: gökyüzü ile toprak arasındaki konuşma henüz tamamlanmadı, yalnızca dinlemeye başladık.

Taslak: örnek metindir.

Satın al (taslak)

Taslak: ödeme altyapısı yok. Bu düğme gerçek bir satın alma başlatmaz; bilgileriniz hiçbir yere gönderilmez.

Rivayetin Yolculuğu — 179 ₺ (Üyelere 143 ₺)

İlk bölüm: Rivayetin Yolculuğu

Birinci bölüm: Rivayet kavramı

Defterin ortasındaki sayfada mürekkep lekesi, satır atlamasından önce düşmüş gibi duruyor; kopyacı bir kelimeyi silmiş, üstüne daha kısa bir okunuş yazmış. Rivayet dediğimiz şey, işte bu müdahalelerin birikmiş hâlidir. Metin tek bir yazarda bitmez; elden ele giderken sesi değişir, vurgusu kayar, bazen bir cümle tamamen kaybolur.

Hadis literatüründe rivayet, yalnızca nakledilen söz değil, nakledenlerin zinciridir de. İsnad satırı okunmadan metin eksik kalır; fakat isnad da kendi kopya tarihini taşır. Bir şeyhin adının yanlış yazılması, sonraki okuyucuya farklı bir güven duygusu verir. Biz bu nedenle rivayeti hem söz hem süreç olarak tanımlıyoruz.

Yazma kültüründe hata ile düzeltme aynı sayfada yan yana yaşar. Kenar boşluğuna düşen şerh notu, asıl metni büyütür; bazen şerh, asıl metinden uzun olur. Bu durum metnin sabit bir çekirdeğe sahip olmadığını gösterir. Okur, cildi kapattığında elinde tek bir nihai sürüm tutmaz; bir katman yığını tutar.

Rivayet kavramını tartışırken kutsallık ile tarihsellik arasındaki gerilimi gizlemeyiz. Saygılı okuma, metni tarihsel nesne olarak ele almayı engellemez; tam tersine dikkati artırır. Aktarım dilindeki küçük sözcük değişimleri, anlamı kaydırmadan önce güveni kaydırabilir.

Eski bir kütüphanede açılan ciltte koku, kağıt rengi ve satır aralığı da okumanın parçasıdır. Biz bu duyusal izleri yok saymadan rivayetin yolculuğunu izleriz. Matbu döneme geçiş kopyanın hızını artırdı; hata ile düzeltme artık daha geniş bir okur kitlesine aynı anda ulaştı. Bu değişim rivayet kavramını yeniden tartışmayı zorunlu kılar.

İlk bölüm, isnad tablolarına geçmeden önce metnin nasıl yaşadığını gösterir; kopyacının eli hâlâ sayfanın üzerindedir. Okuma alışkanlığımız hızlandığında hadis literatürü yavaşlamayı hatırlatır; sabır bu disiplinin sessiz şartı olarak kalır.

Taslak: örnek metindir.

Satın al (taslak)

Taslak: ödeme altyapısı yok. Bu düğme gerçek bir satın alma başlatmaz; bilgileriniz hiçbir yere gönderilmez.

Fiyatın Psikolojisi — 149 ₺ (Üyelere 119 ₺)

İlk bölüm: Fiyatın Psikolojisi

Birinci bölüm: Beklenti nedir?

Beklenti, geleceğe dönük bir tahmin cümlesidir; fakat çoğu zaman geçmiş fiyatların gölgesinde kurulur. Hane halkı gelecek ayın market masrafını konuşurken aslında geçen ayın fişini hatırlar. Kurumlar ise tedarik sözleşmesinde aynı gölgeyi farklı kelimelerle taşır. Bu kitabın ilk sorusu şudur: fiyat önce zihinde mi değişir, etikette mi?

Günlük dilde beklenti soyut görünür; oysa bakkal camının arkasındaki konuşmada somuttur. 'Artacak' sözcüğü duyulduğunda alışveriş listesi yeniden yazılır, stoklanan ürün değişir. Küçük dükkânda bu değişim elle tutulur; büyük zincirde tablo güncellenir. Mekanizma aynı, hız farklıdır.

Enflasyon tartışması rakamlarla başlar; psikoloji ise cümlelerle. İki komşu aynı haberi okur, biri hemen zam bekler, öteki beklemez. Fark yalnızca bilgi eksikliğinden kaynaklanmaz; önceki deneyim, güven ve iletişim tonu da hesaba katılır. Beklenti böylece bireysel bir harita olur, toplumsal bir yayılıma dönüşür.

Para politikası duyuruları bu haritayı besler veya yatıştırır; biz burada yatırım önerisi vermiyoruz. Duyuru dili net değilse fiyat güncellemesi gecikir ya da panik hızlanır. Şeffaflık eksikliği, beklentinin daha kötü senaryoya kaymasına yol açabilir.

Market reyonunda etiket değişmeden önce fiyatın zihinde değiştiği anları fark etmek, beklentiyi ölçmenin ilk adımıdır. Kasadaki sıra, küçük bir gözlem laboratuvarı gibidir. Hane halkı ile kurumların aynı haberi farklı yorumladığı örnekler, beklentinin tek bir rakama indirgenemeyeceğini gösterir. Fiyatlama davranışı bazen gecikmeli, bazen panik hızında güncellenir; bu fark sosyal yayılımın ritmini belirler.

İlk bölümü burada noktalıyoruz: henüz kurumsal modellere geçmedik, yalnızca günlük dildeki beklenti kelimesinin ağırlığını tarttık. Sonraki sayfalarda hane ile kurum yan yana okunacak.

Taslak: örnek metindir.

Satın al (taslak)

Taslak: ödeme altyapısı yok. Bu düğme gerçek bir satın alma başlatmaz; bilgileriniz hiçbir yere gönderilmez.

Zeminin Hafızası — 159 ₺ (Üyelere 127 ₺)

İlk bölüm: Zeminin Hafızası

Birinci bölüm: Zemin ve yapı

On dokuzuncu yüzyılın sonlarında kent planı çizilirken zemin, çoğu zaman düz bir kağıt varsayımıyla geçiştirildi. Deprem kayıtları ise aynı dönemde farklı bir dil konuşuyordu: bina yıkılmış, fakat 'zemin yumuşaktı' notu tutanaklara eklenmiş. Biz bu iki kaynağın çakışmamasını tarihsel bir ipucu olarak okuruz; yapı ile zemin ilişkisi uzun süre görünmez kaldı.

Yirminci yüzyılda sismik ölçüm yaygınlaştı; kayıtlar artık grafik çizgilerle konuşuyordu. Buna rağmen kentte yükselen kat sayısı, zemin sınıfını tartışmayı geciktirdi. Yönetmelik mantığı, riski tabloya indirgemeyi öğretti; sahadaki kum tabakası ise tabloya her zaman sığmadı.

Zemin ile yapı arasındaki konuşma temelde basittir: üstteki yük, alttaki taşıyıcıya aktarılır. Sıvılaşma, kayma ve amplifikasyon bu aktarımı bozar. Mühendislik dili bunu formülle anlatır; mahalle sakini yağmur sonrası kaldırım kenarında biriken suyla hatırlar.

Deprem sonrası yeniden inşa tartışmalarında hafıza önemli bir değişkendir. Aynı mahallede bir bina güçlendirilirken öteki yıkılıp yeniden yapılır; karar bazen teknik veriden çok toplumsal belleğe dayanır. Planlama bu belleği yok saydığında risk haritası eksik kalır. Afet sonrası toplanan anlatılar, sismik kayıtların yorumuna ikinci bir katman ekler.

Sokak altında boru döşenirken kazılan her kepçe daha eski bir tabakayı karıştırır. Zemin unutmaz, yalnızca susar. Kent ölçeği risk haritası bina listesinden geniş bir nefes alır; mahalle ritmi de hesaba katılmadığında harita sakin görünür. Mühendislik dili bu boşluğu günlük örneklerle doldurmaya çalışır.

İlk bölüm bu suskunluğu okumaya çalışırken sismik kayıt defterine henüz geçmedik; yönetmelik maddeleri bir sonraki adımda açılacak.

Taslak: örnek metindir.

Satın al (taslak)

Taslak: ödeme altyapısı yok. Bu düğme gerçek bir satın alma başlatmaz; bilgileriniz hiçbir yere gönderilmez.

Ücretin Takvimi — 139 ₺ (Üyelere 111 ₺)

İlk bölüm: Ücretin Takvimi

Birinci bölüm: Ücret ve fiyat ilişkisi

Toplu sözleşme görüşmeleri sürerken aynı işyerindeki çalışanlar market fişini cebinde taşır. Biri 'artış yetmez' der, öteki 'zaten her şey pahalı' diye mırıldanır; ikisi de aynı bordroyu bekler. Ücret ile fiyat arasındaki bağ, çoğu zaman bu iki cümlede kısa devre yapar. Biz açılışı bu kısa devreyi dinleyerek yapıyoruz.

Asgari ücret tartışması gündeme düştüğünde televizyon programları tek rakam üzerinden konuşur; oysa emek piyasasında zamanlama ayrı bir değişkendir. Zam duyurusu ile fiyat listesi güncellemesi aynı haftaya denk geldiğinde, ücret artışının alım gücüne etkisi farklı okunur. Erken duyuru beklenti yaratır, geciken duyuru güvensizlik biriktirir.

Kurumsal pazarlıkta masanın iki tarafı aynı kelimeleri farklı takvimlerde kullanır. Verimlilik vaadi bazen gelecek yılın sözü, bazen bugünün şartı olarak sunulur. İşveren maliyet baskısını anılatırken enerji ve lojistiği ekler; sendika alım gücü kaybını hatırlatır. Ortalama cümle bu farkları gizler.

Bölgesel farklar aynı ücret haberini farklı coğrafyalarda farklı duyurur. Kent merkezindeki hizmet sektörü ile sanayi kasabasındaki vardiya düzeni aynı tabloya sığmaz. Ücretin takvimi denince yalnızca resmi tarih değil, koridorda duyulan söylenti de hesaba katılır.

Fabrika çıkışında konuşulan rakam henüz imzalanmamış olsa bile marketteki sepet hesabını değiştirmeye başlar. Dip ücret tartışması gündeme düştüğünde market fişi çoğu zaman aynı cümlede anılmaz; o ayrım ücretin takvimini gizler. Toplu sözleşme dönemi ile fiyat güncellemesi aynı haftaya denk geldiğinde koridordaki konuşma resmi duyurudan önce duyulur.

İlk bölüm, verimlilik eksenine geçmeden önce bu eşzamanlılığı not eder ve dosyayı masada açık bırakır.

Taslak: örnek metindir.

Satın al (taslak)

Taslak: ödeme altyapısı yok. Bu düğme gerçek bir satın alma başlatmaz; bilgileriniz hiçbir yere gönderilmez.

Görünmeyen Vergi — 134 ₺ (Üyelere 107 ₺)

İlk bölüm: Görünmeyen Vergi

Birinci bölüm: Kayıt dışılık kavramı

Bir yanda fiş kesilen dükkân, öte yanda defteri farklı tutulan tezgâh: aynı sokakta iki kayıt düzeni yan yana yürür. Kayıt dışılığı yalnızca kaçak diye okumak, sorunu küçültür. Biz bunun yerine görünmeyen kamu hizmeti boşluğunu düşünmeyi öneriyoruz; eksik kayıt, eksik hizmet finansmanına dönüşebilir.

Resmi dilde kayıt dışılık gri alan, kayıt eksikliği ve bilinçli beyan dışı davranış diye ayrılır. Sokak dilinde ise çoğu zaman tek bir sözcük yeter: 'nakit.' İki dil birbirini tam çevirmez. Vergi uyumu tartışması bu çeviri boşluğunu görmezden geldiğinde politika cümleleri havada kalır.

Kamu harcaması tablosu okunurken okurun aklına kendi fişi gelmelidir. Okul, yol ve sağlık için ayrılan pay, kayıt dışı gelirin görünmez kıldığı hizmetle aynı cümlede düşünülmezse bütçe anlaşılmaz kalır. Bütçe okuma alışkanlığı, bu iki satırı birleştirmeyi öğretir; son bölümde bu alıştırmayı yeniden ele alacağız.

Kayıt dışılık kavramını netleştirmek yargılamak değildir; tanımı sağlamlaştırmaktır. Tanım netleştiğinde kürsüde okunan harcama kalemi daha okunaklı hale gelir. Vergi uyumu yalnızca ceza korkusu değildir; kamu hizmetinin görünürlüğü ile de bağlantılıdır. Gündem yazıları bu bağlantıyı güncel tartışmalarla birlikte izler.

Haftalık alışverişten sonra çöpe atılan fiş, bazen kamu maliyesi tartışmasına girmeyen tek belgedir. Komşu sohbetindeki kelimeler, kürsüde okunan harcama satırını tamamlar ya da eksiltir; görünmeyen vergi tam bu mesafede konuşur. Gündem yazıları bu bağlantıyı güncel tartışmalarla birlikte okumayı kolaylaştırır.

İlk bölüm, vergi uyumu bölümüne geçmeden önce o belgenin yanında duran ikinci defterin gölgesini kayda geçirir.

Taslak: örnek metindir.